15 Haziran 2013 Cumartesi

KÜÇÜK ADIMLAR...

Küçük adımlar, büyük mutluluklar demektir aslında. Ama bazen o adımları atmak için o kadar bekleriz ki.. Zaman yoktur çoğu zaman -zaman ki daha fazla neyi bu kadar israf ediyoruz bilmem. Hep bir iş vardır asıl adımımızın önünde. O iş hele bir olsundur,ondan sonra adım atılacaktır.
Bu blog benim geç atılmış ama sürekli hayalini kurduğum adımımdır. Bu blog benim için yeniden başlangıçtır. Yeniden doğuştur belki. Çoğu insana basit gelse de, benim için gün ışığıdır, ilk adımdır, tazelenmedir..
Çok kısa hikayemi anlatayım, merak edenlere..
1986 Ağustosunda, dünyanın en yumuşak kalpli en anlayışlı adamının ve dünyanın en şefkatli en vefakar kadınının ilk çocuğu olarak dünyaya gelmişim. Baba sevgisini, anne şefkatini bilmişim. Sonra şeker gibi yenilesi, öpülesi, öpüldükçe tadına doyum olmayan 2 kız kardeşim daha olmuş.  Büyük bir aileyiz yani. Neşeli bir çocukluk, sancılı bir gençlik, lise hayatı, üniversite derken hayatta savrulup gitmişim işte. Çocukluğumdan beridir yemeklerle aram çok iyidir. Yemeyi de yapmayı da çok seviyorum. Yemek yapmak benim için mecburiyet olmadı galiba hiç. Belkide bu yüzden çok sevdim bilemiyorum. Üniversite yıllarında, İstanbul'da yalnız kaldığım minicik evimde başladım önceleri. Pazar sabahımı renklendirmek için dumanı hüzün tüten poğaçalar pişirdim. Yan komşuma gitti kokusu önce. Sonra apartmanı taştı arkadaşlarıma gitti. Bir kaç olumlu eleştiriden sonra iyice merak saldım. Mutfak eğitimim hiç yok,ne bir ev hanımının tecrübesi var ne bir aşçının becerisi.. Elimden geldiğince dinlenmeye çalışıyorum ben mutfakta. Keyifle, huzurla..
Velhasıl kelam bu blog bir yemek günlüğü.. Sadece tarifler değil tabi ki, hayattan karelerde bulabilirsiniz. Ben artık yalnızlıktan "hüzün" kokan poğaçalar değil de, sevdiklerim sayesinde "huzur" kokan yemekler pişiriyorum mutfakta. Elimden geldiği kadar sizinle paylaşmaya çalışacağım. Bir hatam olursa şimdiden affola :)
Yeni başlangıçlara...